Namazı Hiç Böyle Okumadınız!

Bismillahirrahmanirrahim

 

…Şu var ki kendi kendine hadiste var olan teşehhüde kendi gayreti ile lafız ekleyen ve cesurca hesap sorulacak ise bundan sorulsun diyen zihniyetten de beri olduğumuzu belirtmek isteriz. İslam nitekim teslim olmak demektir. İnsanların duygularını galeyane getirip kendi nefsindeKİNİ din olarak yaşamak değildir.

 

Değerli velayet dostları bilindiği gibi son zamanlarda Şia’nın kılmış olduğu namaz yanlış olduğu, bidatler ile doldurulduğu, fakihlerce değiştirildiği ve bizlere anlatılan dinin teorik olarak çöktüğü söylemleri hat safhaya çıkmıştır. Bu konu nazarda tutularak NAMAZ konusunu küçük notlar ile işlemeye çalıştık. Başlık başlık yayın edilecektir. Takip etmeniz ve uygun görürseniz paylaşmanız ricamızdır.

 

________________________

 

A- KIBLE

 

Mekke şehrindeki Kabe kıbledir ve namaz zamanı mekanın önemi olmadan kıbleye yönelmek vaciptir. Kuranı Kerim’de şöyle buyurulmuştur;

 

“Şimdi yüzünü Mescid-i Harama(HÜRMETLİ MESCİD) çevir. Nerede olursanız yüzünüzü oraya döndürün!” (Bakara Suresi 144.ayet)

 

Masum aleyhisselamlardan naklolunan hadislerde de namaz vakti Kabe’ye yönelmenin vacipliği vurgulanmıştır. İmam Sadık Aleyhisselam şöyle buyurmuştur;

 

“Allahu Teala Kabe’yi Mescid-i Haramda olanlara, Mescid-i Haramı da Haram ehline, Haramı da bütün dünya ehline kıble kılmıştır. (el vesail cilt 3 sayfa 220)

 

B- EZAN ve İKAME

 

Ezan ve ikamet günlük vacip namazlardan önce ezan ve kamet okumak tavsiye edilmiş müstehap lardandır.  rivayetlerden birinde şöyle gelmiştir,  Hazreti  peygamber sallallahu aleyhi ve âlihî  Ebu zere buyurdu;

 

“ Ey Ebuzer,  Rabbim üç kişiden ötürü meleklerine  iftihar eder.  Bunlardan biri o kimsedir ki uçsuz bucaksız bir sahrada yalnız olduğu halde ezan okur ve sonra namaz kılmaya başlar. O zaman Rabbin meleklere şöyle buyurur:

 

“Bakın kulum namaz kılmaya başlamıştır. Hem de kendini benden başka hiç kimse görmüyor.”  

Bundan sonra 70 bin Melek nazil olur ve ona iktida ederek namaz kılar ve sonraki günün aynı vaktine kadar onun için Allah’tan bağışlanma dilerler.  Ey Ebuzer,  yalnız ve uçsuz bucaksız bir sahrada olur da eğer abdest ve ya teyemmüm alıp,  ezan ve ikame okur ve Namaza başlarsa,  Allah meleklere onun arkasında saf tutup namaz kılmaya emreder. Meleklerin safı iki tarafı görünmeyecek kadar uzun olur.  Melek o insanın rukusu ile ruku, secdesi ile secde eder. Duasına da ”amin” derler. Ey Ebuzer, kim ezansız ikame okur(sadece ikame) va namaza başlar ise sadece onunla olan iki melek namaz kılar (Biharul Envar Cilt 84, Sayfa 116; “El-Vesail”, Cilt 4)

 

Ezan ve ikamede Aliyyen veliyullah lafzının söylenildiğine eşeştirisi olanlara, İmam Ali aleyhisselam’a karşı küfür , lanet edenlere, o hazretin imametini kat’i şekilde inkar edenlere cevap olması açısından kısa bir rivayet nakletmekte fayda vardır.  BAzı kaynaklarda, bu cümlenin Hz Resulullah sallalahu aleyhi ve alih döneminde de söylendiğine dair işaretler vardır. Enli Sunni kaynaklarının birinde ( Abdullah Merai el- Misri, El- Salefe Fi Emir İl-Hilafe) getirilen rivayetlerden birinde şöyle geçmiştir;

 

Salmani Farsi Peygamber sallallahu aleyhi ve alih zamanında Ezan ve İkamede “Muhammeden Resulullah (sallallahu aleyhi ve alih)’tan sonra Ali aleyhisselam’ın velyetine de şehadet getirdi. Bir kişi Peygamber sallallahu aleyhi ve alih’in huzuruna gelerek,

-“Ey Allah’ın elçisi, bu gün daha önce duymadığım bir şey duydum.” dedi.

Peygamber sallallahu aleyhi ve alih,

-“Ne duydun?” diye buyurdu. O kişi şöyle dedi;

-Bugün Salman Ezanda senini risaletine şehadet ettiten sonra Ali aleyhisselam’ın velayetine dair şehadet getirdi.”

Peygamber sallallahu aleyhi ve alih buyurdu;

-Hayırlı bir şey duymuşsun.”

 

Başka bir rivayette ise bunun arkasınca Peygamber sallallahu aleyhi ve alih şöyle buyurduğu nakledilmiştir;

-Ebuzerin dediği gibidir.(İkinci rivayette ezanı okuyanın Ebuzer olduğu geçer). Gadir-i Hum’da dediğimi unuttunuz mu?!

“Ben kimin mevlasıysam Ali’de onun Mevlasıdır.(aleyhisselam). Kim bunu (biatını) bozarsa kendi aleyhine bozar.(Risaletil-hediyye, sayfa 45)

 

NAMAZIN VACİPLERİ

 

1- Niyet:

 

Masum aleyhisselâmdan gelen hadislerde vurgulanmıştır ki,  namaz zamanı niyet etmek vaciptir.. Çünkü insan neyi ne için yaptığının bilincinde olmalıdır. Her bir insanın amelleri de niyetlerine göredir. Peygamber sallallahu aleyhi ve alih buyurmuştur: “ Namaz kıyam ve oturmaktan ibaret değildir. Namaz ancak senin ihlasın ve onunla sırf Allah’ın rızasını dilemeğindir.(Usul Kafi Cilt 2, Sayfa 109.)

İmam Muhammed Baqır aleyhisselam ise şöyle buyurmuştur: “Niyet etmeyen insanın namaza başlaması doğru değil. Kim niyet edip namaza başlarsa, namaza başka bir şeyi katmaz ve zahir ve batın olarak buna riayet ettiği takdirde namazı kabul olur.” (Bihar’ul Envar, Cilt 84, Sayfa 377)

 

2- Kıyam:

 

“Kıyam” namaz zamanı ayakta durlma anına denir. İnsan bu vaziyette Hamd ve Sure okur, aynı zamada 3 ve 4. rekatlarda hamd ya da Tesbihat okur. İnsan namazda kıyam halinde olmalıdır. Esas şartlardandı. Elbette hasta olan ve müşkülü olanlar için hükümler farklıdır. Peygamber sallallahu aleyhi ve alih buyurmuştur: “İnsan ayakta durarak namaz kılamıyor ise oturarak kılsın. Oturarak kılamıyor ise arkası üste ayakları kıbleye taraf olacak şekilde uzanarak kılsın, ruku ve secde için işaret etsin.” (Bihar’ul Envar, Cilt 84, Sayfa 334.)

 

Kıyam halinde en çok sorulardan biri de ellerin bağlanması konusudur. Kati şekilde bildirmek gerekir kinamazda elleri bağlamak caiz değildir ve kasti olur ise namaz batıldır. Can ve mal kaygısının olduğu bir ortam hasıl olur ise takiyye amaçlı buna müsaade edilse de dünyanın pek çok yerinde buna mahal verecek durum söz konusu değildir. Bu konuda insanın kendi vicdani takdiri daha etkili olacaktır. Şahsi arkadaşlık ve menfaat dini meselelerin önüne alarak hoş görünme adı altında yapılan amelinde sakıncaları vardır.

 

Bu konuda İmam Ali aleyhisselam şöyle buyurmuştur:

 

“ Müslüman namazında, Allah’ın huzurunda kıyama durduğu vakit ellerini bağlayıp kafirlere, yani mecusilere benzememelidirler.” ( Bihar’ul Envar, Cilt 84, Sayfa 325)

 

3- Tekbiretül-İhram:

 

Namazın başlangıcında söylenen tekbir(Allahu Ekber) vaciptir. Peygamber sallallahu aleyhi ve alih buyurmuştur:

 

“Her şeyin bir başlangıcı vardır. Namazın başlangıcı da tekbir getirmektir” (“El-Vesail”, cilt 4, sayfa 714).

 

Tekbir getirirken elleri yukarı kaldırmak müstehaptır. İmam Muhammed Baqır (aleyhisselam) buyurmuşdur:

“Namaza kalkıb tekbir getirdiğinde əllərini yuxarı qaldırellerini yukarıya kaldır. Ama ellerinin avuç içi kısmı kulaklarından yukarıda olmasın, yani yüzünün seviyesinden yukarı olmasın” (“El-Vesail”, cilt 4, sayfa 728).

 

4- Kıraat:

 

Kıyam halinde iken okunan Fatiha (hamd) ve başka suredir. Namaznın bir ve ikinci rekatlarında Fatiha suresini okumak vaciptir. Peygamber sallallahu aleyhi ve alih buyurmuştur:

 

“Fatihanın okunmadığı namaz yarımdır.(eksiktir).” (“Biharul-Envar”, cilt 85, sayfa 11).

 

Vacip namazlarda Fatihadan sonra (tilavet secdesi olmayan) sure okunmalıdır. İmam Rıza aleyhisselam bir hadisinde şöyle buyurmuştur: “ Vacip namazlarda (Fatihadan sonra) ne bir sureden eksik oku, ne de iki sureni birlikte. Nafile namazlarda ise buna engel yoktur.

(“Biharul-Envar”, cilt 85, sayfa 42). Bundan başka “Fil” suresi ilə “Kureyş”, aynı şekilde “Duha” suresi ile “İnşirah” suresi bir sure sayılır. Vacibi namazlarda bu sureleri beraber okumak lazımdır. Namazın 3. ve 4. rekatlarında ya sadece Fatiha okunmalı ya da 3 kez “Tesbihatı Erbaa” zikri okunmalıdır.

 

Zürare diyor ki; İmam Muhammed Baqır aleyhisselam’a, “Namazın son iki rekatında kafi olan zikir nedir?” diye sordum? İmam aleyhisselam cevabında buyurdu: “Subhanellahi velhamdulillahi ve la ilahe illallahu vallahu ekberç” zikri kafidir.( Furuu Kafi, cilt 3, sayfa 319; El Vesail, cilt 4, sayfa 782)

 

Namazı batil eden şeylerden birisi de Fatihadan sonra “Amin” demektir. İmam Sadık (aleyhisselam) şöyle buyurmuştur:

 

“Bir imamın(cemaatl kıldıranın) arkasında namaz kıldığında o Fatihayı bitirdiğinde sen “Elhamdulillahi Rabbel alemin” de ve “Amin” deme” (“Furuu El-Kafi”, cilt 3, sayfa 313; “El-Vesail”, cilt 4, sayfa 752). Namazın kıraatinde Fatihanın ve diğer surenin “Bismillah’ı” yüksek sesle okunması müstehaptır. İmam Muhammed Baqır aleyhisselam’dan rivayet edilmiştir ki; “Peygamber sallallahu aleyhi ve alih namazlarında “Bismillah’ı” yüksek sele okurdu ve onu okurken de sesini yükseltirdi. Müşrikler ise Peygamber sallallahu aleyhi ve alih’in “Bismillah’ı” okuduğunu duyduklarında arkalarını dönüp giderlerdi. İşte bundan dolayıdır ki Allah Teala Kur’anda ki, “Sen, Kuran’da Rabbinin birliğini yâd ettiğinde onlar, canları sıkılmış bir vaziyette, gerisin geri dönüp giderler.<isra 46>” ayetini nazil etmiştir. (“Biharul-Envar”, cilt 85, sayfa 82). Kıraatte Fatihayı ve sureyi okurken “Bismillah’ı”da okumak vaciptir. Bu konuda Masum aleyhimusselam’dan çok uyarılar gelmiştir. Tarihte ilk kez Emeviler döneminde “Bismillah’ın” surelerin bir parçası olmadığı iddia edilmiştir. İmam Aliye (aleyhisselam) bir grup insanın “Bismillah”ı (surelerdən) sildikleri haberi ulaştığında, o şöyle buyurdu:

 

“Bilin ki, “Bismillahir-Rahmanir-Rahim” Kuran ayetlerindendir. Bunu onlara şeytan unutturmuştur” (“Biharul-Envar”, cilt 85, sayfa 20-21)

 

5- Ruku:

 

Ruku namazın rukn olan vaciplerindendir ve terk edilmesi durumunda namz batıl olur. İmam Muhammed Baqır (aleyhisselam) şöyle buyurmuştur:

 

“Rukuda ayaklarını aralarında bir karış ara bıraktığın halde aynı seviyede koy. Ellerinin içini dizlərine koy. Sağ elini sol elindən önce dizine koy. El parmaklarınla diz kapaklarını kavra. Bu halde parmaklarını bir-birinden aralıklı bulundur. Rükuda el parmaklarının ucunu dizlərine ulaştırman da yeterlidir. Ama ellerinin içini ulaştırman daha güzeldir. Belini düzelt, boynunu uzat, bakışını ayaklarının arasına yönelt” (“El-Vesail”, cilt 4, sayfa 949).

 

Namazda rukunun hususi bir manası var. Bu konuda muminlərin Emiri Ali ibn Ebu Talib (aleyhisselam) buyurmuştur:

“Rukunun manası budur ki, boynumu vursan bile ben Senin (Allahın) ilahlığına iman ettim” (“Biharul-Envar”, Cild 85, sayfa 116).

 

6- Secde:

 

Namazzın her rekatında vaciptir ki, iki secde yerine getirilsin. İmam Sadık aleyhisselamdan rivayet edilmiştir ki, bir kişi Peygamber sallallahu aleyhi ve alih’in huzuruna gelip, “Ey Allah’ın elçisi günahlarım çok, hayırlı amellerim ise azdır” dedi. Peygamber sallallahu aleyhi ve alih buyurdu: “Çok secde et. Çünkü secde günahları, ağacın yaprakları döktüğü gibi döker.” (Bihar’ul Envar, Cilt 85, Sayfa 162). Secdede yedi uvuz yere temas etmelidir-koyulmalıdır. İmam Muhammed Baqır aleyhisselam’dan rivayetle Peygamber sallallahu aleyhi ve alih şöyle buyurmuştur: “ Secde yedikemik üzerine edilir: Alın, İki el, İki diz ve ayakların baş parmakları. Burnunu da yere koyarsın.” Sonra imam aleyhisselam buyuruyor ki vacip olan 7 uvuzdur. Burnun yere konulması sünnettendir. ( Bihar’ul Envar , Cilt 85, Sahife 128; El Vesail, Cilt 4, Sayfa 954)

 

7- Zikr:

 

Namazda rükuda, secdede ve saire yerlerde zikr demek vaciptir. Zkr çok önemli bir konudur. Kur’anda buyurulur ki: “Bunlar, iman edenler ve kalpleri Allah’ın zikriyle güvene erenlerdir. Biliniz ki kalpler, yalnızca Allah’ın zikriyle güvene erer.” (Rad 28)
8- Teşehhüd:

 

Namazın ikinci rekatında ve yine 4. rekatında, akşam namazının da 3. rekatında ikinci secdelerden sonra oturarak teşehhüd okunmalıdır. İmam Ali aleyhisselam teşehhüd’ün manası hakkında şöyle buyurmuştur: “Teşehhüd okumanın manası imanını ve İslama girişiini tazelemek ve öldükten sonra dirileceğini tasdik etmektir, (teşehhüdde) sağ ayağını sol ayağın üstüne koyup, sol tarafta oturmaın manası ise “Allah’ımi hakkı ikame et. batılı yok et demektir.( El Vesail, Cilt 4, Sahife 968; Mizan’ul Hikmet, Cil 5, Sayfa 395) .

 

Teşehhüdde Allah’ın ilahlığına,tekliğine, Hz Muhammed sallallahu aleyhi ve alih’in risaletine şehadet getirilir. İmam Rıza aleyhisselam şöyle buyurmuştur: “Teşehhüdde en az kifayet edilecek şey iki şehadettir. (Bihar’ul Envar, Cilt 85, Sayfa 281) Ayrıca Teşehhüdde salavat göndermekte vaciptir. Peygamber sallallahu aleyhi ve alih şöyle buyurmuştur: “Kim namaz kılıp bana ve Ehli Beytime (onlara selam olsun) salavat göndermez ise namazı onu cennetten başka bir yola götürür. (Bihar’u Envar, Cilt 85, Sayfa 288)

 

Birden fazla teşehhüd olduğu hadis kitaplarımızda gelmiştir kafa bulandırıcı grupların her zamanki gibi bir hadisle din inşa etme çabaları yüzünden insanların kafalrını karıştıracak sorular ve sorunlar gündemdedir. Biz namazda en kısa olarak yazılan teşehhüdü hizmetinize sunmaya çalıştık. Dileyen ve uzun olana ulaşmak isteyenlere arşivde bulunan arapça metnini iletmeye hazırız. Ancak şu var ki kendi kendine hadiste var olan teşehhüde kendi gayreti ile lafız ekleyen ve cesurca hesap sorulacak ise bundan sorulsun diyen zihniyetten de beri olduğumuzu belirtmek isteriz. İslam niteki teslim olmak demektir. İnsanların duygularını galeyane getirip kendi nefsindekini din olarak yaşamak değildir.

 

En kısa teşehhüd şöyle rivayet edilmiştir;

 

İmam Sadık aleyhisselamdan nakledilmiştir;

Teşehhüd:

 

Elhamdulillah eşheduen la ilahe illallah  vehdehule şeriykeleh ve eşhedu enne muhammeden abduhu resuluhu. Allahumme salli ela Muhammed ve ali Muhammed. Ve tegabbel şefaetahu verfe’e dereceteh.

 

Vesailuş Şia, Cilt 6, Sayfa 393-394

 

9- Selam:

 

Namazın son rekatınsa selam okunur ve namaz bitirilir. İmam Hasan Askeri aleyhisselam şöyle buyurmuştur: “Namazı kılan şahıs namazın selamını verdiğinde Allah ve Melekleri de ona selam verirler.” ( Bihar’ul Envar, Cilt 82,Sayfa 221). İmam Ali aleyhisselam’dan gelen hadiste de vurgulanmıştır ki, “Esselamu aleykum ve rahmetullahi ve berekatuh” diyerek selam vermenin manası Allah’tan rahmet dilemek ve bu (namaz) ahiret gününün azabına karşı bir teminattır(zemanettir) demektir.( Mizan’ul Hikmet, Cilt 5, Sayfa 395).

 

Ve yine son zamanlarda selam konusunda da insanların içine şüphe tohumları atılmaya çalışılmıştır.Bu konuda ise el istibsar c1 s347’de ki hadise dikkat etmenizi rica ederiz.

İmam sadık aleyhisselam şöyle buyurmuştur;

 

Ebu Casir’den; İmam buyurdu ki: Ne zaman ki cemaate imamlık yapsan (cemaat kıldırırsan) namazda ki teslim ve selam bu şekildedir bunun dışında değil. Önce peygamber sallallahu aleyhi ve alihe selam verirsin.yani  Esselamu aleyke eyyuhen nebiyyu ve rahmetullahi ve berekatuh dersin. Daha sonra dersin ki, Esselamu aleyna ve ela ibadillahis salihiyn. Ve bu şekilde namaz biter. Daha sonra buna da izin verilmiştir ki, şöyle söyleyebilirsin; Esselamu aleykum ve rahmetullahi ve berekatuh. Ve yine tek (münferid) kılınca da böyle söyleyebilirsin. ….

 

10- Kunut:

 

Namazların ikinci rekatında rukudan önce kunut tutup dua etmek müstehaptır. Peygamber sallallahu aleyhi ve alih buyurmuştur: “Dünyada en uzun kunut tutanınız, kıyamet günü mahşer yerinde en rahat olanınız olacaktır. (Bihar’ul Envar, Cilt 85, Sayfa 199) İmam Sadık aleyhisselam ise şöyle buyurmuştur: “ Her namazın ikinci rekatında rukudan evvel kunut tutmak tekid edilmiş müstehaptır.”(Bihar’ul Envar, Cilt 85, Sayfa 197)

_______________________________

 

Namaz Vakitleri Hakkında:

 

Her müslümana vacip olan gündelik 5 vacip namaz vardır ki onları vaktinde kılmadığı takdirde namazlar kazaya kalır. Kuran’da şöyle buyurulmuştur:  “Ve namaz kıl güneşin zevâl vaktinde, geceleyin karanlık basınca ve fecir(sabah vakti) çağında; şüphe yok ki sabah namazı, meleklerin tanık olduğu bir namazdır.

 

1- Sabah namazının vakti: İkinci fecrden güneşin çıkmasına kadar olan vakittir. İmam Baqır aleyhisselam şöyle buyurmuştur: “Sabah namazının vakti fecrin doğması ile başlar ve güneş doğana kadar devam eder.” (El Vesail, Cilt 3, Sayfa 152)

 

2- Öğlen ve İkindi namazlarının vakti: Bu namazların müşterek vakti gün ortasından güneş batana kadardır. İmam Sadık aleyhisselam şöyle buyurmuştur: “ Güneşin zeval vakti gelince öğlen namazının vakti girer. Dört rekatlık namaz kılıncaya kadar geçen zamandan sonra ise artık öğlen ve ikindi namazlarının müşterek vakti girer. Güneşin batmasına dört rekatlık namaz kılacak kadar zaman kaldığında ise öğlen namazının vakti biter ve gün batana kadar ikindi namazının vakti devam eder.” (El Vesail, Cilt 3, Sayfa 92) İmam Rıza aleyhisselam’dan naklolunan hadiste ise şöyle buyrulmuştur: “Eğer güneşin zevalinden sonra artık iki namazın (öğlen ve ikindi) vakti girmiştir.” (Vesailuş Şia, Cilt 5, Sayfa 146) Öğlen ve İkindi namazlarının müşterek vakitte birleştirilerek kılmak mümkün olduğu gibi, onların her birini kendi faziletli vaktinde de kılmak mümkündür. Şöyle ki öğlen namazının vakti güneşin zevalinden insanın kendi gölgesinin kendi boyu kadar uzamasıdır. İkindi namazının vakti ise meşhur görüşe göre insanın gölgesinin dört ayak boyu kadar uzamasından başlayıp kendi boyunun iki katına kadar olana dek devam eder.

 

3- Akşam ve Yatsı namazlarını müşterek vakti güneşin batmasından sonra doğu ufkundan zahir olan kızarıklığın insanın tepesinden batı tarafına doğru geçmesnden gece yarısına kadar devam eder. İmam Sadık aleyhisselam şöyle buyurmuştur: “Güneş battıysa akşam namazının vakti girer ve bir insanın üç rekatlık namaz kılacağı vakit kadardır. Bu vakit geçtikten sonra Akşam ve Yatsı namazlarının müşterek vakti başlar ve gece yarısına bir insanın dört rekatlık bir namaz kılacapı vakit kalan dek devam eder. Bu kadar vakit kaldığında akşam namazının vakti biter ve gece yarısına dek yatsı namazının vakti kalır. (El Vesail, Cilt 3, Sayfa 134)

 

İmam Muhammed Baqırdan (aleyhisselam) gələn bir hadisdə ise şöyle buyurulmuştur:

 

“Doğu tarafında ki kızıllık kaybolduğunda güneş yerin hem doğu, hemde batı tarafında batmış olur.”(Furuu El Kafi, Cİlt 3, Sayfa 278; El Vesail, Cilt 3, Sayfa 128). Akşam ve Yatsı namazlarının da müşterek vakitleri olduğu gibi faziletli vakitleri de vardır. Akşam namazının fazilet vakti Akşamın evvelinden başlayıp ufukta kızıllık yok olana kadardır. Yatsı namazının fazilet vaki ise ufuktaki kızartı kaybolduktan gecenin üçte birine kadardır.

*** Bu yazının hazırlanmasında katkısı ve emeği olan TALEBE kardeşimiz ve değerli alimimize teşekkürlerimizi sunarız. ŞiaSMS Yönetim.

2 yorum

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*